Acaba ? Olabilir mi ki ? Yok caanım ! Geçen yıl bu zamanlarda ilk fragmana ait düşüncelerimdi bunlar. Kendi tarihimize ait bir prodüksiyon için güvensiz bir yaklaşımdı hepsi. Yapılamaz değil ama ne kadar yapılabilirdi acaba ? Beklemek gerekti, ön yargıdan uzak şekilde. Bekledik ve gördük. Görsel anlamda bugüne dek böylesi bir prodüksiyon izlemedi bu ülke insanları. Yanlış anlaşılmasın, bu ülkenin tarihinin, bu ülkenin insanlarınca prodüksiyona okumaya devam edin
-
İnadına Yaşam
Görüyor musunuz ? Aslında bakıyor musunuz desem daha doğru olacak. Ama öyle her zaman baktığınız gibi değil.. Görmek için bakabildiklerinizi kast ediyorum yani. “Göz ucuyla” değil de gözlerinizi “4 açıp” bakmanızdan… Yine de bakmanız ve hatta görmeniz de yeterli olmayabilir anlamanıza…….
devam -
Gülhan’ın Galaksi Rehberi
TV8 ekranlarında böyle kımıl kımıl, bi heyecan küpü, efenime sölim enerji patlaması yaşamış 18′inden gün almış genç kız hallerine sahip “Gülhan Şen” adındaki insan kişisini seyrederken buldum kendimi.
devam -
İnanmadan Yaşanmaz.
Öğrenerek büyürken, öğrendiklerimin öğrenmem gereken esas şeyler olmadığını fark ettim. İçimden gelenleri dışıma vurmaya başladım bir yandan. Sessiz ve sakince düşünmeye İNANDIM.
devam
Fetih 1453
İşverene Açık Mektup
Sayın işveren.. Biliyorum ki cümlenin böyle başlaması sizin gururunuzu okşayacaktır. Ancak en az siz kadar iyi biliyoruz ki işe başladıktan 10 gün sonra tüm ciddiyet gereksiz bir lakayitliğe dönüşecek. İğrenç geyiklerin döndüğü bir ortama adapte olmam için de ayrı bir çaba göstereceğim. Her neyse. En az 5 yıl deneyim beklemenizi bir nebze olsun anlayışla karşılayabilirim. Fakat “en az bir yabancı dil bilme” konusunda belirgin olmayan tavrınız, okumaya devam edin
Vatan Sağ Olsun
Yazı için böylesi başlık dikkat çekicidir.. Ancak dikkat çekmek istediğim nokta vatanın sağlığı değil, bizlerin bu olaylar karşısında bozulan ruh sağlığımızdır. Terör olgusuna yönelik çalışmalar her siyasi dönemin hem sorunu hem de malzemesi olmuştur ne yazık ki. Soruna yönelik çözüm önerilerinden siyasi çekişmeler doğmuş ve sonuç olarak elde kalan sadece acımız olmuştur.. Haber bültenleri, gazeteler ve sosyal medyada “ACIMIZ BÜYÜK” okumaya devam edin
Gökçebel’de Sona Yaklaşırken
Eveet. Şimdi bir sürü teknik tabir falan kullanıp bilgiliymiş imajı vermeye çalışacağım. Aslında yapmayacaktım ama konuyla az ya da çok alakadar insanların bilmesi gereken veriler olduğunu düşünüyorum.. Bundan 6 ay kadar önce “Bu ne laan” giriş cümlesiyle Sanat Yapıları Saha Mühendisi başladığım Gökçebel Barajı inşaasında 1 ay süredir Sanat Yapıları Kısım Şefi olarak ilk 11deki görevime devam etmekteyim. Geldiğim gün itibariyle okumaya devam edin
Genel bir bakış
Yaş olmuş 28. Zar zor bir şekilde üniversite bitirilmiş ve yetkinlik belgesine ulaşılmış. 4 aydır da hayatın ortasına bodoslama dalınmış. Buraya kadar güzel. Şimdi 5 sene öncesine gidelim, flashback hesabı. Çok karşıtı olduğum yabancı kelime kullanımını örnek teşkil etsin diye kullandım. Siz yapmayın etmeyin tadında. 5 sene önce bugüne dair düşünsellerim neyse yüzde 70′ine ulaşmış olmanın hazzı paha biçilemez muhakkak. Ve 5 yılda insansı okumaya devam edin
Hayat Zor
Aynen böyle diyor belalısı TBM için Temel Şefim. Yürümeyen iş; yürütüleyemen makinadan mı yoksa zihniyetlerden mi tam bilemiyorum tabii. Ancak 4. ayına girmiş olduğum mesleki hayatıma şöyle bir bakayım diye kalemi aldım elime. Kalem yok tabi, bildiğin klavyeyle yazıyorum. Yıl olmuş 2011 kağıt mı kaldı yani. Çalıştığımız proje ve şantiyenin standartlar üzerinde büyüklükte olması ilk başlarda kâbus etkisi yaratmıştı üzerimde. “Bu ne okumaya devam edin
Baraj Günleri
Şef…..İlk başlarda çok acayip geliyordu bu kelime.. Yemek yapıyormuşum gibi hissettirse de en başlarda, alıştım doğrusu. Bu akşam itibariyle mesleki hayatımın ilk ayını doldurmuş bulunuyorum. Evet, çok başarılı bir öğrenci olmadığımdan ötürü bir çok kaygıyla başladığım mesleki hayatıma iyiden iyiye ısınmanın sevincini yaşıyorum. Çocukluk dönemlerimde yaz tatilini geçirdiğim köyümüzde, eğimli toprak yollara yağmur yağsın diye dua okumaya devam edin
Seyirciye Bakmayacaksın
Malum olaydan az ya da çok haberdarız herhalde… Şey canım.. Hani Sümeyye kardeşimizi kızdırmışlar ya tiyatroda. Hiç istemediği halde en önden izlediği oyunda, tiyatro oyuncusu ona bakmış ya.. Densiz tabi. Bakılır mıymış öyle namahreme.. Harem mi sanmış orayı. Tiyatro bu… Neyse. Varlığına hep inandığım “gündem değiştirici adamlar” sanıyorum ki bugünlerin gündemi olarak bu konuyu seçmişler.. Öyle ki Kültür Bakanı Ertuğrul okumaya devam edin
Kadın Erkek İlişkileri
Tanıştınız. Aynen yazıya girişim gibi hızlıca. Bazen bir ortak çevre, bazen de hiç alakasız sebeplerle. Sonuçta tanıştınız işte. Tanışanların birinin erkek ve diğerinin kadın olması üzerine devam ediyorum tabi yazıya. Bir de ülkemiz standartlarını dikkate aldığımı belirtmekte fayda görüyorum. Öyle yazının sonunla koccaman bir “hsss.. ordan” da alabilirim durduk yere. Neyse o sizin algısal sorununuz. Ne diyorduk ? Heh.. İlk birkaç buluşma ya okumaya devam edin
Güç, adalet ister.
Bu kez farklı bir şeyden bahsedeceğim. Hepimizin sahip olduğu, ancak hepimizin değerini bilmediği bir şeyden. Tahmin edemeyeceğiniz üzere, adalet anlayışına dair bir şeyler söyleyeceğim. Ne söylersem söyleyeyim, bunu güçlü kanıtlarla ya da örneklerle sabitleyemezsem inandırıcı olamayacağını çok iyi biliyorum. Bu nedenle kendime seçtiğim örnek Saral Ailesi’dir. Kökeni Osmanlı Devleti’ne dayanan http://www.saralailesi.com/index.php/tarihce/ okumaya devam edin
Leyla ile Mecnun
Yazının başlığı böyle bir şey olunca içerik konusunda yanılarak “avucunu yalayacak 250 kişi bulabilirim” isimli bir facebook grubu açalım mı ? Olmadı di mi. Olmadı bence de. Böyle de yoğun, kafa ütüleyici bir giriş olunca geri kalanını nasıl okutacağım ben size şimdi ? Aslında bu yaptığım hareket daha fazla merak uyandırmak içindi. Evet yediniz bile. Sıkıysa okumayın bakalım devamını. Neyse… Bilenler bilir. Ne televizyon izlerim ne de okumaya devam edin
Ölenle Kalınmaz
Pek acil şekilde söylemek istediklerim var. Çok acil hem de. Ama üzerinde uzuun uzun düşünmemiz gerekecek. İbrahim Tatlıses’in başından vurulduğu ve öldüğü haberleri geziyor an itibariyle sosyal medya paylaşımlarında.. Yav, facebook ve twitter ağırlıklı işte. Konunun tam durumu nedir bilmiyorum tabi. Kesinlik kazanacaktır zaman içerisinde. Bu durumdan ziyade biraz önce bir twitter profili açıldı: http://twitter.com/#!/ibrahimtatlises Belki utanıp silerler okumaya devam edin
Dokunma Bloguma
Anlayamıyorum ben arkadaş. 50 kişinin yayın ihlaline sebebiyet vermesi yüzünden 50bin insanın cezalandırılmasını anlayamıyorum… Yayıncı kuruluş ve birbirini suçlayan diğer kuruluşlar, sözüm sizedir bu noktada… Eğer anlamak istiyorsanız dikkatlice okuyun. Okuyun ki görün, ne yaptınız siz: Can isimli arkadaşımız yıllarca süren araştırmalarını toplamıştı blogunda. Siz erişimi engelleyerek o bilgileri değil, aslında Can’ı okumaya devam edin
Aç Kapa
Özellikle Youtube’un kapanması ile başlayan “erişim yasağı” konusu, bugünlerde blog yazarlarını kızdıracak şekilde yeniden gündeme geldi. Türkiye’deki sanal günlük meraklılarının en çok kullandığı sitelerden biri olan Blogspot da mahkeme kararı ile kapatıldı. Sebep olarak da Digiturk yayınlarını amne hizmetine sunan kullanıcılarmış. Bakınız… Sunan kullanıcılar deniliyor, Blogspot denilmiyor.. Kaçak yayın yapılmasına okumaya devam edin
İnadına Yaşam
Görüyor musunuz ? Aslında bakıyor musunuz desem daha doğru olacak. Ama öyle her zaman baktığınız gibi değil.. Görmek için bakabildiklerinizi kast ediyorum yani. “Göz ucuyla” değil de gözlerinizi “4 açıp” bakmanızdan… Yine de bakmanız ve hatta görmeniz de yeterli olmayabilir anlamanıza.. Bir umutla devam edeyim o halde.. Tıpkı onlar gibi =) Hayat işte. Onların da karşısına, sizde de olduğu gibi “Kader” ismiyle okumaya devam edin
50 First Dates
İzlediğim filmler ve beynimde uçuşturduklarına yönelik bir kategori ekledim bugün bloguma. Drew Barrymore’dan mıdır bilinmez sanıyorum ki ilk 10 film yazımda şahsının rol aldıkları olacak. Filmlerin orjinal isimlerini kullanmayı tercih ettim bir de.. Çünkü bu filmlere türkçe isim veren kurumdaki insanların hangi kafa yapısıyla bu isimleri verdiklerini gerçekten bilemiyorum. 2004 yılı Amerikan yapımı filmde ana karakterler – ki buna başrol diyenler de okumaya devam edin
Twitter Ordan
Sosyal medya… Bak yine gülesim geldi yahu. Facebook’un henüz tam anlamıyla çılgınlığa dönüşmeye başladığı zamanlardı yamulmuyorsam.. Şöyle de bi şey oldu o ara: -Aga. Twitter diye bi şey çıktı. - O ne lan ? - Yaa, şey işte.. Hani sen saçma salak iletiler yazıyosun ya. İşte onun için ideal bi şey. - ‘#]}*4{{[]^+%½$&%/8 Haklıydı aslında. İletilerimin saçma sapanlığı her ne kadar beni alakadar etse de twitter’ın bu nedenle okumaya devam edin
Kirli Ellerin İttifakı
Herkes bir şeyler düşünür, düşünebildiğince de yaşar. Bir kısım insan da bu düşüncelerini yazma gereği hisseder ve inanın ki, çok azı okunmaya değer görülür… İşte emekli Jandarma Kurmay Kd. Albay Aziz ERGEN de meslek hayatı boyunca yaşadıklarını bir kitapta toplayarak gerçekten de okunmaya değer anılar sunmuş bize. Anılar dediysek, “yine bir operasyondayız” diye başlayan hikayeler sanmayın ha yazdıklarını.. Ya da okumak ve dinlemekten okumaya devam edin
Ünlendi
Şöhret, bir insan şakasıdır dedi. Çoğu kez hiç kimseyi güldürmeyen. “Bana bir şeyhler oluyor” isimli güldürüklü ve de daha fazla düşündürüklü aktivitenin, en güzel repliğidir kanımca. Şöhret insana nerede ve ne şekilde vuracak bilemeyiz. Vuracak olduğu gerçeğidir tek bilmemiz gereken. Götürülerinin yanında, getirilerini ihmal dahi edebiliriz. Tabii bunları büyük çoğunluğumuzun yaşayamayacak olması, sadece izleyici bir kitle olarak okumaya devam edin
Tepetaklak
Küçük bir tepenin ardında yaşıyordu, daha ilerideki yüce dağlardan habersiz. Hayali o tepeye hakim olmaktı, dağlar bile sahiplenmemişken tepeyi. Tepenin üstünden belki dağları görebilirsin. Ancak bil ki dağın zirvesinden o tepe görünmüyor dahi. İnsanlara anlayışları ölçüsünde söz söyleyememekten ötürüdür algısızlık sanrımız. Halbuki verdiğiniz ne olursa olsun, karşınızdakinin kaldırabileceğinden fazla olmamalı. O, sevgi dahi olsa ezilir gider okumaya devam edin
Taraf İken Bertaraf Olmak
Dün akşam güzel başlayan, ancak sonucu bir kesim tarafından yıkımmışcasına karşılanan bir maç izledik Avni Aker’de.. Hiç de sandıkları gibi değil, orası ayrı. İşin orasında da değilim zaten. İşin, ” Taraf olmak nedir ? “ kısmındayım ziyadesiyle. Takım tutmak, siyasi bir partiye oy vermek gibi değildir. Yani bugünkü düşüncenizle, yarınki düşünceniz değişemez.. Kızabilirsiniz, çok çok kızabilirsiniz ama yine de VAZGEÇEMEZsiniz okumaya devam edin
Eyvah Eyvah 2
Birincisini de filmden 2 gün önce izleyebildiğim, son zamanlarda amaçsızca gülünesi değerdeki en iyi filmlerden biri. Filme amaçsızca bi yaklaşım değil bu ha, yanlış algılanmasın. Sadece komedi filmlerinde amaç ve mantık arayan kişilere karşı olduğumdan öyle bir cümle kurdum. Ya da yazı uzasın diye, ne bileyim =) Filmin birincisinde çözüme kavuşturulamayan “aşk” durumu, ikinci filmin de konusunu oluşturmuş zaten. Komediye aşk karıştırınca okumaya devam edin
Sosyal Medya Karmaşası
Herkes bir şeyler söyler, bir kısmı bunu yazabilir ama çok azı okunmaya değer görülür. Bu durum yazının değersizliğinden değil, daha çok içeriğinden kaynaklanmaktadır. Okunmaya değer görülen yazılar ise, kendileri gibi düşünen insanlar arasında yayılmaya başlar. Özellikle sosyal medya adı verilen ( ne demekse ) Facebook, Twitter, Friendfeed vs. gibi siteler bu konuda çok işlevseldir diyebiliriz. Allah var, 1200 kişilik bir hayran sayfam var ise okumaya devam edin
45 santimetre
Ahşap dolap genişliği değil herhalde “45 cm” konu başlığı =) Osmanlı tipi nargile yüksekliği ise hiç değil. Basın, denilen neye neyi nasıl nastıkları belli olmayan kitlenin bize duyurduğu kadarıyla: “Mersin’deki Nevit Kodallı Anadolu Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi’nde, kız ve erkek öğrencilerin birbirlerine 45 santimetreden daha fazla yaklaşmamalarının istenmesi iddiası” konu başlıklı haberden bahsediyorum. “Zihniyetin okumaya devam edin
Hahayytt. Ben miydim 7 yıldır herhangi bir Tv programı bile izlemeyen insan evladı ? Sorarım kendime de, size de. Akabinde gelecek cevap, “evet” kadar sade olacak ise iç güveysinden hallice bir huzur kaplayacaktır içimi. Reklama gireceğini bile bile şu cümleyle devam etmek istiyorum. “Turkcell Süper Lig heyecanını evimizde yaşayalım” diye aldığımız Digiturk paketinden sadece futbol maçlarını izleyeceğimi sanarken TV8 ekranlarında böyle kımıl kımıl, bi okumaya devam edin
Umut Bulut
Taraftarımızın “boğa” diye isimlendirdiği futbolcumuz Umut Bulut. Arenadaki bir boğayı düşünün. Odaklandığı hedefe, nasıl ilerlediğini bilirsiniz. Kimi zaman ulaşır, kimi zaman da ulaşamaz. Ama savaşır. Ve başarı da budur zaten. Verdiği savaştır, ona değerini kazandıran. “Varını yoğunu” derler ya, işte aynen öylece koyar ortaya kendini, tıpkı Umut Bulut gibi. Özellikle son 2 sezondur ayrıntılarınca takip etmeye çalışıyorum okumaya devam edin
Futbol Mahallesi
Bizde pek önem verilmese de, günümüzde özellikle Afrika ve Güney Amerika ülkelerinde futbol simsarları için çok önemlidir mahalle futbolu. Nice yetenekler vardır, kimileri bugün dünyanın en önemli futbolcuları olmuştur, niceleri de kaybolup gitmiştir. Bir gerçek var ki, o gençler bunu çok ilginç kurallarıyla dolu mahalle futboluna borçludurlar. İş bu kurallardan bir kaçını arz edeceğim sizlere. “Top benim oynatmıyom”cu bir çirkef çocuk varsa okumaya devam edin
Güç
Sonsuza uzanan ruhumu kapadığım dünya tımarhanesindeyim bu gece. Gidemedim hiç uzağa, bakamadım başka dünyalara. Bir gece de olsa buradayım şimdilik. Öyle ya, delirmeden varamıyor insan bu kafa yapısına. Kaybettiklerime, yitirdiklerime üzülürken sabahın tek renkli ışığını bekliyorum burada. Her rengi içimde bulunduran siyah, bu gece biraz daha kapladı ruhumu. Belli ki bu geceyi yüzleşmelerimle geçirtecek bana. Dünümden yarınımı çizmemi isteyen, her geçen okumaya devam edin
Google aramanın motorlaşmasıdır da !
Deveye sormuşlar neden boynun eğri? Nerem google ki demiş. Belki öyle dememiştir ama yazıya başlamam için yeterli sebep teşkil etmiştir. Konumuz deve olmadığına göre çok da takılmamak lazım ayrıntılara. İlle de takılacaksanız gelin size google’ın güzelliklerini ayrıntılı şekilde anlatayım.(Yazar burada alakasız cümle bağlaması yaptı. En iyi yaptığı işlerdendir, belirteyim.) Allah search ettiklerimizi kabul eylesin ki, google dünyanın en basit okumaya devam edin
Mafyalıktan Çiftçiliğe
Halk arasında sınıf ayrımı yapıyorum gibi anlaşılmasın ama düşüşün böylesine de anlam veremiyorum doğrusu. Barlar satın alıp restoranları yıkan, bununla da yetinmeyip insanları soymaktan vazgeçip şimdi de tarlanızı sürecek öküzlere davetler yolluyorsunuz. Sulak bölgede yaşayanlar ise çiftliklerine “balık seyisi” arıyorlarmış. Tabii ki Facebook’un yalancısıyım ben. Sizleri anlayamıyor diye bazen ağır şekilde yaftalıyor olabilmekle birlikte, okumaya devam edin
Kaza Cinayeti
Efe Boz. Henüz 6 yaşında.Daha doğrusu 6 yaşındaydı. Hakk’ın rahmeti üzerine olsun. Muhakkak ki olacaktır da. 12 Mayıs 2010 günü okuduğu anaokulunda tuvalete gitmiş, üzerine düşen lavabo nedeniyle vefatı gerçekleşmişti. Bakın… Üzerine düşen lavabo diyoruz.. Demek ki Efe, bu lavabodan daha kısa. Bir anaokulunda Efe’nin boyu lavabonun boyundan kısa olduğu için bu kaza meydana geliyor. Kaza da diyemiyorum gerçi. Olaydan 4 gün sonra yani 16 Mayıs tarihinde okumaya devam edin
ALES Hatırası
Sanıyorum ki ömrümün son ÖSYM ilişkili sınavına girdim bugün. ALES. Açacak olursak. Akademik Personel ve Lisans üstü Eğitim Sınavı…. Potansiyel hırsız gözüyle yaklaşılan bizleri telefonsuz, cüzdansız, kalemsiz, silgisiz …. Sanki bizmişiz gibi suçlusu.. Temin edilmedi mi diyeceksiniz eksikleriniz ? Evet edilmez mi hiç. Verdikleri silgi ile tüm sınav kağıdını karalamak öylesine kolay ki anlatamam. Hele ki kalemlere diyecek söz dahi bulamadım okumaya devam edin
Duyuyor musunuz ?
Burcu, saçının rengini değiştirmiş, iletisinden öyle anlaşılmakta. Görüyor musunuz? Sinan da kız arkadaşından ayrılmış, ilişkilerinin monotonlaştığını düşündüğünden. Biliyor musunuz? Sinem, facebook’ta baloncuk çıkartamıyor. Yardımcı oluyor musunuz? Altuğ, çok sevdiği grubun albümünü indiriyor. Onunla birlikte korsanlaşıyor musunuz? Kerim, kendisine gelen e-posta’yı 10 kişiye gönderiyor. Okuyor musunuz? Bir yandan da; Tekel işçileri okumaya devam edin
Dört
İçinde kalırsın ya dört duvarın, çok fenadır kendinde değilsen. Bir başkasındaysan üstelik daha da kötü. Hani bilmesen nerde, kimde olduğunu, fazla hissetmezsin derinliğini. Ama öyle değil işte. Bildiğin,anlayamadığın gibi değil. Anladığını sandıkların zaten anlamadıklarından ibaret .Bu benim sanrım değil ha ! Olan bu,biten. Doğduğun yer de öyle değil miydi zaten ? Ve nihayet öldükten sonra gireceğin tabut da 4 köşeden tutturulmuş tahtalar değil okumaya devam edin
Kadınları Futboldan Uzak Tutun
Malumunuzdur herhalde, Trabzonspor’umuzun geçen sezonun ikinci yarısından bu yana ortaya koyduğu performans. Yine de kısaca bahsedecek olursak; Şenol Güneş’in takımın başına gelişinden itibaren adeta “Güneş Doğu’dan Yükselir” sözü beyinlerde yer etmeye başlamıştır. O ki, bu ülkenin A milli futbol takımını dünya 3. yaptığı için, Güney Kore’ye sürgüne(!) gönderdiğimiz insandır. Kendi deyimiyle pişme dönemini yaşamış okumaya devam edin
Behzat Ç.
İzliyorum… Cidden izliyorum abi.. Geçen hafta hastalanmıştım hani, yatalak günlerimi “Spartacus” ile tamamlar sağlığıma kavuşurum diyordum da, bi kaç gün daha uzun sürmüştü ya, o zamanlar oldu.. “Televizyon izlemem ama Tivibu başka” cümlem dahilinde kendimle çelişmem takdire şayan nitelik taşıyor gibi görünebilir gözünüze. Kanallar arası zap harekatımda “Memoli”nin denk gelişi, üstüne bir de benim ilaçların okumaya devam edin
V
Bir filmden çok ama çok daha fazlasıdır gözümde. Geçmişe, bugüne ve geleceğe dair görebilenler için bir ışıktır.. Geçmişe nasıl ışık tutar diye düşünenlerin, geleceklerini nerede aradıklarını da düşünürüm doğrusu. Her neyse. Film 2020′lerin İngiltere’sindeki diktatör rejime karşı koyan bir teröristin(!) hikayesini anlatıyor. O dönemlerde halk, bir TV kanalı aracılığı ile olan ve bitenden haberdar edilmekte, daha doğrusu okumaya devam edin
Vuvuzela
Hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan bu kadar sinir olunabilecek başka ne vardır acaba? Gerekli yerde en gereksiz bilgiye ulaşabileceğiniz Wikipedia’ya bi danışayım dedim haliyle. 61 cm boyunda olması bir Trabzonspor fanatiği olarak sırf 61 sayısı için içimi heyecanlandırsa da çıkardığı ses aklıma gelince daha bir tiksinir oluyorum. Üzerinde hiçbir delik olmaması, sadece üfleyenin ruhsal bozukluk ritmine bağlı olarak ses çıkarması anlamsızlığında çok okumaya devam edin
Blog Ödülleri 3.sü Olduk !
Bilmemkaç yılından beri www.blogodulleri.com adresine gitmenizle birlikte detaylarını daha iyi anlayabileceğiniz bir yarışma düzenlenmektedir. 2010 yılının bilmemne ayından beri benim de yazılarımla birlikte yer aldığım Afer.in isimli kollektif blog projesi “Topluluk Blogları” dalında 2010 yılının 3.lüğü ödülüne layık görülmüştür. Kuruluşu 1 yıla dayanan bu güzel projeye beni davet ederek bu onuru yaşamamı sağlayan Muhammed okumaya devam edin
İnanmadan Yaşanmaz.
Doğduğum günü hatırlıyorum desem, sanıyorum ki hayali ihracatla suçlanacağım. Suçu ispatlana kadar masum olan her birey gibi anlatmaya başlayabilirim o halde. Çok komikti herkes, aptal bakışlar, anlamsız sözlerle yaşadım bir süre. Öyle ki, ya beni anlamıyordular, ya da ben onları anlamıyordum..Anlamaya İNANDIM. Sesimi duyup, sözlerime karşılık vermeye çabalamanızla birlikte daha da kolaylaştı kendimi kabullendirmem. Ben gibi davranmadığınızı okumaya devam edin
Esra Onaylı
“Sanat”, “eğlence” ve “kan bağı” kelimelerinden harikuleyt bir yazı oluşturmak gerekse başlık olarak “Esra ONAYLI” pek de manidar olurdu doğrusu. Öyle de oldu farkındaysanız =) Resmi aile sitemiz olan saralailesi.com’u kurduğumuz günlerde, bir google araması sonucu ulaşmıştı bizlere. Tarayıcı olarak Godzilla Firefox kullandığını da kardeşi Tuba’dan öğrenmiştim. Evet yanlış duymadınız, Godzilla okumaya devam edin
Türkçe, turkcheleşmesin !
Şöyle bir metinle karşılaştım: “0ff aLam yhh héRqhéZDé 1 DaLqa herkesde 1 qayqaRa ustumé qhéLméyhın aRtıqh séssizLiqhDén ßıqhdm yasama sévıncm var ßiRaz 0nuDa éLimDén aLmasınLar hayaT saNa asLa pés éTmicm asLaa” Dikkatli bir şekilde 4 5 kez okuduktan sonra tercümesi sanırım ki şöyle: “Of Allah’ım yhh ( ? ) herkeste bir dalga herkeste bir gaygara ( ? ) üstüme gelmeyin artık sessizlikten bıktım. Yaşama sevincim var biraz. Onu da okumaya devam edin
Noel Baba Gerçeği
En karizma adıyla Santa Claus olarak bilinen hacı dayımızın, yılın başına denk gelen günde çocuklara hediye bıraktığına inanılır. Doğru veya yanlıştır bilemem. İşin orasında da ( ayrı yazılan ) değilim zaten. Çocukluğu itibariyle yaz dönemlerinde harçlığını çıkarmak amacıyla ” Geyikçi Nikola ” ile birlikte geyik çiftliğinde çalışmış, akabinde geyiksever bir çocuk olarak büyüyedurmuştur. Geyikler oraya buraya pislediklerinde ” binicem üstüne, vurucam kırbacı” dediği her vakit Nikola tarafından azarlanmış ve hatta köteklenmiştir. Bu nedenle bünyesi dahilinde hayvan sevgisini, hayvanlaşmış insan nefretine dönüştürmesi pek zaman almamıştır. Kendisi gibi diğer mutsuz çocukların varlığı da ergen dönemlerinden bu yana içine işlemişti.
Kanal-i-zasyon
Son yıllarda beyinsel anlamda büyük gelişim gösteren Türk sinema sektörünün en yeni filmlerinden biri kanal-i-zasyon. Filmin konusu resmi web adresi olan ” www.kanalizasyonfilm.com ” da şöyle özetlenmiş:
Film, Kanal-İ’nin bulunduğu binada cam silme görevi yapan saf bir cam silici olan İmdat Bayram’ın (Okan Bayülgen) hikayesini anlatıyor.
Cam siliciliğinden genel müdürlüğe ve Türkiye’nin rating rekortmeni bir yapımcısına dönüşen İmdat’ın hikayesi, televizyon kanallarındaki ilginç ve absürd televizyon şov ve programlarını hicvetme amacı taşıyor.
Hadi Grup Yapalım.
Hem de 1 000 000 ( yazıyla bir milyon ) kişiyle. Amacı dışında kullandığımız her teknolojik gelişim gibi facebook da bu etkileşimden nasibini alacaktır hiç şüphesiz. Pek eski dost ve arkadaşlarınızı bulmanız amacıyla oluşturulduğuna inandığım ( ! ) facebookun, zamanla recep ibibik adlı “hepimizin içinde bulunan ayının dış yansıması”nı haklı çıkaracağını düşünmüyordum doğrusu. Bu eski dost ve arkadaş konusu da ayrı bi muamma zaten. okumaya devam edin
1 Hafta
Başlıksız yazmaya başladım bu sefer. Nereye gideceğini düşünmeden üstelik. Ne yazdığıma da bakmıyorum hiç. Ellerim klavye üzerinde istem dışı hareket ediyor. Bazen duruyor, bazen de hızlanıyor. Hani hayat gibi mi diye düşündürüyor da ? Ne kadarı kontrolümüz altında ilerliyor ki. Yaptım sandığımız her olgunun hangi sonuçlar doğurduğunu ne kadar biliyoruz ? Evet, yaşıyoruz ve yaşamaya devam edeceğiz tabii. Belki de bilinçle yaptığımız tek şey okumaya devam edin
Gülhan’ın Galaksi Rehberi
Hahayytt. Ben miydim 7 yıldır herhangi bir Tv programı bile izlemeyen insan evladı ? Sorarım kendime de, size de. Akabinde gelecek cevap, “evet” kadar sade olacak ise iç güveysinden hallice bir huzur kaplayacaktır içimi. Reklama gireceğini bile bile şu cümleyle devam etmek istiyorum. “Turkcell Süper Lig heyecanını evimizde yaşayalım” diye aldığımız Digiturk paketinden sadece futbol maçlarını izleyeceğimi sanarken TV8 ekranlarında böyle okumaya devam edin
Altuğ GÖK
Bu adam benim 2 versiyon alt modelim diyordum da inanmazdım. Evet yeri gelir kendimle de çelişirdim ama gerçekten de 2 versiyon alt modelim bu çocuk. Önce adam dedim sonra çocuk.. Düşüneceksiniz ki “adam olacak çocuk” şeklindeki barış mançosal bir tamlamaya gideceğim ama yok öyle bi şey kardeşim. Bu çocuk harbi harbi adamdır. O kadar. 2004 falandı sanırım. Athena grubuna ait forumlarda eğlencesel travmalar yaşarken gelen bir özel mesajı okumaya devam edin
Heheheh kelime esprisiyle başlayan yazı yüzümü biraz gülümsetse de, ayağımdaki acı hemen devreye girerek, gülümsememin süresini kısaltabiliyor. 2010-2011 halısaha sezonunu açmak üzere dün yaptığımız karşılaşma çok hızlı başladı. Ve de bitti. En azından benim için yani =( Daha 3. dakikada o koca g….me bakmadan bilek hareketiyle sıyrılma hevesim, bileğimin üzerine yediğim tekmeyle son buldu. Bir kaç dakika yerde hiç bi şey hissetmedim. Akabinde okumaya devam edin
Göksu SARAL
3 dakika top oynayıp da sakatlık nedeniyle sahadan ayrılmak zorunda kaldınız mı ? Ayağımdaki şişle birlikte popomun üzerinde sanırım bir 3 gün geçireceğim. 3 dakikanın cezası 3 gün. Başlangıç olayının Gösku ile ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz tabi. Muhtemelen Gösku da düşünüyordur. Konuyu bağlayamayacağımdan şüphesi olmadığından ötürü, bana vermiş olduğun güven sebebiyle direkt bu kısmı atlamam mevzubahistir. ( nası bi adamım yaa okumaya devam edin
Pazartesi, ilk iş günü olması nedeniyle bir çoğumuzca lanetli gün ilan edilmiştir. Ama dediğim gibi, nedeni o gün İŞ olmasıdır. Ya bir ilkokul çocuğu ? Onun için pazartesinin anlamı pazar gününden ibarettir. Çünkü, o gün annesince zorla yıkanılacak ve zorla hacışakir kokacaktır. Her ne kadar “anne ben büyüdüm, kendim yıkanabilirim” dese de hiçbir anne bunu kabullenemeyecek, çocuğun kafasına araba yıkar gibi sabun sürecektir. kendimden okumaya devam edin
Konuyla ilgili ikinci yazım bu. Hiiç ıvırına zıvırına girmeyeceğim işin. Çağdaşla uzun zamandır düşündüğümüz Joker kılığındaki fotoğrafım için tüm alt yapıyı tamamlamış bulunuyoruz. Çağdaş önceleri yüzüme japon yapıştırıcısı sürüp yara izleri bırakacak kadar adileşmişken, şimdi ebayda bunun daha sağlıklı yollarını falan bulduk. Bir çeşit silikon ile tüm konuyu halledebileceğiz. Hee bu arada 24 Ekim’in doğumgünüm olduğunu okumaya devam edin
Ceren Şenel
07.07.09 tarihine denk gelen bugün benim için pek anlam ifade ediyor olmasa da, hakkındaki yazımın bugün yayımlanmasını isteyen Ceren kişisini kıracağıma yün yatak üzerinde ceviz kırarım daha iyi. Kendisine verdiğim değeri anlamasını istediğim giriş cümlemin akabinde şımarmamasını belirterek ne yaptığımı bilmez bir halde yazıma devam ediyorum. Ooh şimdiden 2 cümle yazdım bile. Sakın buradan yazıyı uzatma amaçlı saçmaladığım düşünülmesin. okumaya devam edin
Çağdaş Demirdağ
Yıl 2002. Üniversite eğitimi alacak olmamızın dayanılmaz hafifliğini yaşadığımız günlerin başlangıcı. Klasik yurt günlerinin de ilki üstelik. “ooolm naapacam burda” endişesi her bünyede yoğun halde bulunmakta. Üstelik de hiç tanımadığın 4 adam ile bir odayı paylaşacaktım. Acaba nasıl tiplerdir diye düşünürken içlerinden birinin de ben gibi OFlu olması enteresandı. Tabii okul pek sarmamıştı bizi. Günlerce uyuduğumuz olurdu. Sabaha karşı okumaya devam edin
Cemal Gönen
Halk arasında bilinen adıyla cemo. Bazı bazı cemşit dediğim de olur. Kendisi ile tanışmamız çook eskilerden kalma müzikal günlere denk gelir. Sanal bir insanken, gerçeklerim arasında yer alan nadirler listeme üst sıralardan giriş yapmayı başarmıştır. Çook eskiler dediğim o günlerde, iyi bir davulcu olma hayali ile yanıp tutuşmakta idi. Tamam değildi ama, olsa yok demezdi hani Kafası çalışan, ancak kalbi ile arasındaki iletişimi pek de iyi kuramayan bir okumaya devam edin
Fetih 1453
Sonunda…! Birileri bu ülke tarihini duyurmaya yönelik büyük bir projeye adım attı. İstanbul’un Fethini konu alan film Mart ayında gösterime girecekmiş. Onların yalancısıyım tabii. Fragmanından izlediğim kadarıyla bir şey söyleyemeyecek olsam da, Türk halkının beklentilerinin çok yüksek seviyede olacağı ortada. Böyle bir filmde böylesine önemli bir konuda yapılabilecek yanlışların faturaları çok ağır olacaktır zannımca. Yine başka bir okumaya devam edin
Bakkalın Hayatımızdaki Yeri
Ne kadar da önemli bir olguymuş bakkal hiç düşündünüz mü ? Düşündüm ben. Ama onunla birlikte neden her yazımda size soru sorarak başladığımı da düşündüm. Düşünürken dahi soru sordum. Olmaz ki böyle. Hep aynısını yapıyorum. Böyle yazıya başlanmaz abi, başlamam ben( elma suyu içer ve gelir). Elma suyunu da bakkaldan aldım Ne var ki bunda. Çok doğal bi şey gibi görülebilmektedir tarafınızca. 03:25 de elma suyu çekerse canınız ne olacak peki ? okumaya devam edin
Duygusal Ergen
Bir haber sitesinde ( milliyet olduğunu söylemeyeyim ki reklama girmesin ) emo çılgını gençlerimiz ile ilgili bir haber okudum. “EMO” kelimesinin ne anlam ifade ettiğini bilmekle zerre mükellef olmadığınızı düşünerekten bir açıklama yapabilirim: Emo; her saçma iş gibi ingilizce duygusal anlamına gelen “emotional” kelimesinin ilk 3 harfi. Evet dikkatinizi çekmiştir ilk 3 harfi. Yahu bizde de “3 harfliler” ismini verdiğimiz okumaya devam edin
Sudoku
Şu sıralar hiçbir şeye şaşırmıyorum demiştim ya, işte beklediğim en güzel hareketlerden birisi daha gerçekleşti. Ancak kafamda sudoku olarak kurmamıştım bunu. Ne bileyim tuvalet kağıtlarını “nefret ettiğiniz takım renginde” ya da “üzerinize sevmediğiniz birilerinin adlarının yazılabileceği şekilde” üretirler diye düşünmüştüm daha çok. Su doku da biraz zeka isteyen spor dalı olduğu için bizim ülkede tutacağını sanmıyorum. okumaya devam edin
Bu sokaktan uçak geçer mi abi ?
Karanlığın aydınlığa döndüğü vakitler benim içimde tam tersi şeyler oluyor. Güneş doğarken, ben karanlığa yeni gömülüyorum. Ellerim yarı titrek bi halde bunları düşünürken bir yandan da yazıyorum. Öyle ki; düşündüklerimi sadece uygulayabiliyorum şu an. Hiç tartamıyorum. Doğrusu yanlışı nerede bulamıyorum. Sadece yazıyorum. sadece… Sokakta bir şeyler oluyor. Çok fecii bir ses var. Camdan kafamı uzatabildim zar zor. Sokakları temizleyen bir okumaya devam edin
Dibini Gördüklerim
Neden dedim kendime? Neden şuursuz bir şekilde bir mucize beklentisi içerisindeyim? Gücetapanlar’a karşı koyabilmek için miydi acaba? Yoksa, “ne yaparsan yap” başaramayacaksın diyenlere inat mıydı? Şey! Aslında balsaçlıma kavuşabilmek içindi galiba. Evet evet, aynen öyleydi. Çünkü aynı yolda olduğumu sandığım güzel kız, “Senden adam olmaz, adamım” demişti. Sonuçta benim aşkım değilmiş O, ben de O’nun olamamışım hiç. Esasen şöyleydi okumaya devam edin
Mandalina
Mandalina geldi aklıma. Seviyorum lan, harbi seviyorum mandalinaları. Esasen birini, diğerinden ayırt etmemeye çalışsam da, irili ufaklı olarak kategorize ettiklerim de olmadı değil hani. Cümleye bak… Kaç kere okudum gene de bi anlam ifade etmedi desem yeridir. Kaç kere okudum dedim ya, okumadım lan hiç. Sırf yazı uzar da ben bi ekmek çıkartır mıyım derdindeyim. Başarmak da üzereyim sanırım. Her neyse.. Bi hastalık vardır genç öörenci arkadaşlarımızda. okumaya devam edin
İşi gücü bırakıp konuyu devlet meselesi haline getiren pek değerli ileti insanları. Facebook’da balon çıkarma ile ilgili enstantane, hepimizin en az 10 ( harflerle on ) arkadaşının kişisel iletilerinde yer almakta. Nasıl yapıldığını yazarsam bu durumdaki arkadaşlarımızdan pek farkımın kalmayacağını düşünmekle de mükellef hissettim kendimi. Aynı zamanda da vergi mükellefi olduğumu hatırladım. Tabi durumun konumuz ile zerre alakası yok. Madem Facebook okumaya devam edin
1e1 Tiyatrosu
Şirket personeline yeni bir moral! Oyuncu kadrosunda bulunan oyuncuların Tiyatro eğitimlerini Müjdat Gezen Sanat Merkezi konservatuar/oyunculuk bölümünde almış ve almakta olan oyunculardan oluştuğu BİREBİR TİYATROSU’ndan, şirketinizin yapacağı personel moral geceleri, personel moral seminerlerine yeni bir eğlence anlayışı sunuyoruz. Doğaçlama Tiyatrosu! Şirket çalışanlarının 2 saatlik sahne performanslarında kendilerini sahnede okumaya devam edin
Güneş'in Oğlu
Kasım 2008 filmlerinden. Son zamanlarda izlediğim ve de eğlendiğim en iyi türk filmlerinden biri. İster legal isterseniz de illegal bir şekilde kesinlikle ama kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum. Ayrıntılar için tıklamanız yeterli okumaya devam edin
Her Baba Böyle Midir ?
Babalar, her çocuğun ilk kahramanlarıdır. Baba, gücün simgesidir bir çocuk için. Nasıl ki; anne şefkati ile anlam kazanırsa çocukta, baba da öyledir bir evladın gözünde, güç adına. Sert görünendir, disiplinden taviz vermeyendir belki ama gerekendir de aynı zamanda. Bilmez ki çocuk, sert olarak algıladığı davranışların hep iyiliği için olduğunu. “Bir kere de kızmasan yaa” dediği babasını, kendisi baba olmadan algılayabilirse ne mutlu ona. Büyürken okumaya devam edin
Bir Final Gecesi
Su Kaynakları finaline çalışırken Özgür de bir yandan bitirme çalışmasının önsözünü hazırlıyordu. Cümlesi ” 2002-2003 eğitim öğretim yılı… ” ile başlayacakken sordu birden kendine Özgür: Lan ben ne zaman başladım okula ? Tuncay: Olm sen okula başladığında daha buradan sular çekilmemişti. Gemi Tersaneleri vardı. Kotan: Gemi demişken Hz. Nuh’un gemisinin inşaatında da çalışmıştı. Yenal: Ama Hz. Nuh bir çiftini bulamadığı okumaya devam edin
Belirgin Bir Gece Delirtisi
35 dakika kadar önce başka bir gün içerisindeydim. Pek farklı bir halde olmasam da dünüm ile şimdim arasında tam 35 dakika var. Aha da 36 oldu. Aram açılıyor dünümle. Umarsızca, pervasızca geride bırakıyorum dünümü. Şimdime hiç bir şey getirmemişim gibi üstelik. Media Player’da Ogün Sanlısoy, üzerimde şort, ruhumda bi garip şeyler var. Facebook isimli sosyal güdüleşme insanlarının eminim ki zerre umurlarında olmayacak şeylerden bahsediyorum. 39 okumaya devam edin
Dana Gözlüsü'nden Annesine
Doğduğum günü hatırlar gibiyim. Bir parçaydım senden. Bedeninden aldılar beni ama yine de seninleydi ruhum. Öyle bir bağlılık varmış ki aramızda, göbeğimizden kesseler de hiç kopmamış. Gözlerime baktığın ilk anı unutamam. Minicik ellerimi tuttuğun, göğsüne yatırıp sarıldığın sıcaklığı başka hiç bir yerde bulamam. Bu yüzden 25. yaşımda bile yatıyorum dizine, saçımı okşa diye. Elektrikleri kesilmiş, jenaratörü bozuk hastane odasında okumaya devam edin
Biraz Daha Sabret Kardeşim
Bir haber sitesinde gördüm fotoğrafı. Haberden,nedenlerinden veya içerikten bahsetmek istemiyorum. Sadece ama sadece bu çocuğun bakışıyla birlikte aramızda geçen diyalogları aktaracağım : - Abi ayaklarım çıplak benim. - Neden ? - Bastığım yerler çaresiz de o yüzden. Çaresizleri ezmemek için çıplak ayakla geziyorum. Gördüklerim de sessiz zaten, bizi görüp de ses etmeyenler kadar üstelik. - Abi dikkat ediyor musun, üzerimdekiler kalın giysiler. - Evet okumaya devam edin
Yaşamı boş olduğundan değil de yaşamı boş işlerle geçirmekten yana biraz sancım var. Hani bardakta biraz su vardır da, ne kadar boş ya da ne kadar dolu olduğuyla ilgileniriz. Kimse bardakla ilgilenmez. Oysa ki az ya da çok o suyu tutan bardaktır. Ve insan… Ruhunu öyle boş öylesine ziyan işlerle köreltmekte ki, gözlerini sadece bakmak için kullanabilmekte. Asla göremeyecek. farkında dahi değil okumaya devam edin
14 Şubat Şeftaliler Günü
III. yüzyıl…meyve çağı olarak da bilinir.Roma İmparatorluğu tüm namını savaşla kazanmış gibi dursa da, asıl şan ve şöhrete sahip olmasını ülkesindeki şeftali bolluğuna borçludur.Roma kralı Kıladyus öylesine zalim bir adamdı ki,ülkenin en güzel şeftalilerini yer,kimseye zırnık koklatmazdı.Şeftalilerin tüylerinden de feci halde huylanır,hepsine ağda yaptırmadan yemezdi. Krallığın diyanet işlerinden sorumlu kişisi papazı Valentin, kıladyusun bu okumaya devam edin




Kısaca azizim diye seslendiğim, Deja-Vu isimli Türk Rock grubunda profesyonel davul kullanıcısı olarak görev almış şahsiyet. Mizahi yetenekleri davulculuğunun pek fazla önüne geçmiştir kanımca. Öyle ki güldürürken düşündürme eylemini aşıp, düşündüklerimiz için gülmemize yol yapan bir şahsiyettir kendisi. Kanadadadada ( her seferinde takılıyorum ) eğitim ve öğrenim hayatını sürdürmektedir. Penguen hayvanına yönelik sevgisi nedeniyle buzul ülkeleri tercih ettiğini düşünmüşümdür hep.